Kaz Dağı - İda

Oksijen cennetine yolculuk...

Antik çağdan bize ulaşan eserlerden anladığımız kadarıyla İda, çok tanrılı dinler döneminde kutsal bir dağdır. Bu çağlardaki inanışa göre baş tanrı Zeus, Girit'te bulunan bir İda dağında ana tanrıça Kybele ile kainatın efendisi Kronos'un birleşmesinden doğar. Adı İda olan bir kral kızı Zeus'a süt annelik eder. Bundan sonra Zeus'u İda/Kazdağı'nda görürüz. Burada kız kardeşi Hera ile evlenir ve söylencelere konu olan ünlü Troia Savaşı'nın İda'nın doruklarından yönlendirir.

İsa'nın öldürülmesi ile Meryem Ana ve ona inananlar bugünkü Selçuk ilçesinde bulunan Efes'e yerleşmişler ve tek tanrılı dinlerini yaymaya çalışmışlardır. Zamanla bu din tüm Anadolu'yu elinde bulunduran Roma İmparatorluğu'nun resmi dini haline gelmiştir.

Ortalama bin yıl sürecek olan bu zaman dilimi içinde İda dağı yine kutsal olma niteliğini korumuş ve Hristiyanlığın Avrupa'ya yayılmasında köprü işlevini görmüştür. Ünlü St.Paul,İda dağından geçerek bugün ki Odunluk İskelesi'ne ve buradan Bozcaada'ya geçerek Avrupa'ya ulaşmıştır. Kuzey Ege'de yer alan Edremit, Altınoluk, Hristiyanlığın merkezi durumuna gelmiş ve İda dağı çok sayıda papaz okulu ile manastırı eteklerinde barındırmıştır.

Orta Asya’dan Anadolu'ya gelişleri süresince Türkler, Müslümanlık dinini kabul etmişler, ancak daha önce sahip oldukları Şaman dininin bazı öğelerini de korumuşlardır. Türk boylarında bazılarının Şaman inanışlarında Kaz, Gök Tanrı'yı sırtında taşıyan kaz motifi ile baş tanrıyı doruklarında taşıyan dağ motifi özdeşleşir ve İda adı yerini Kazdağı'na bırakır. Kaz motifi de bölgeye yabancı değildir. Romalı şair Vergilius (M.Ö. 70-19 ),Aeneas isimli destanında, Küçükmenderes (Skamandros) nehri ovalarında yayılan yaban kazlarından söz eder. Assos antik yerleşim alanından çıkan bazı kapların üzerinden yaban kazı motifleri vardır.

Yüzyıllar boyu süren zaman dilimi içinde Türklerin inançları, antik yöre inançlarının yerini alır. Bu uyumlu geçişin sonucunda İda adı Kazdağı'na dönüşürken, yöre insanı da her yılın 15 Ağustos haftasında, Kazavlusu sınırları içinde Kartalçimen yaylasında çadırlarını kurarak Kazdağı'nın antik dönemden beri süregelen kutsallığını günümüze taşır.